01 Ekim 2014 Çarşamba 17:33  BASINDA;CHP 24.DÖNEM MİLLETVEKİLİ ADAY LİSTESİ İPTAL EDİLMELİ 10:43:00  Av.Necdet YILDIRIM dan açıklama 08:45:00  MHP 24.DÖNEM MİLLETVEKİLİ ADAY LİSTESİ 13:02:00  AKP TÜRKİYE GENELİ 24.DÖNEM MİLLETVEKİLİ A.LİSTESİ 12:56:00  24.dönem CHP Milletvekili aday listesi(Türkiye geneli) 12:52:00  CHP Milletvekili a.Adayı Av.Necdet YILDIRIM;ÇALIŞAMALAR DEVAM DEDİ. 19:27:00  CHP MERSİN ADAYLARI BELLİ OLDU 19:21:00  Av.Necdet YILDIRIM ADAY ADAYLIĞINI AÇIKLADI 12:40:00  Av.Necdet YILDIRIM CHP MERSİN MİLLETVEKİLİ AD.ADAYI 18:09:00  LİBYA YA HAVA HAREKATI 11:19:00  
Untitled Document
  Hava Durumu
ANKARA
ANKARA
ANKARA
ANKARA
ANKARA
 Çok Okunanlar
 
 Çok Yorumlananlar
 
BilisimTurkiye.Org , Knight Online , Metin2 , Silkroad Online , Counter-Strike 1.5 - 1.6 , Security , Guvenlik ,Bilisim
OZAN ALİ RIZA KILIÇ HAKKA YÜRÜDÜ
OZAN ALİ RIZA KILIÇ HAKKA YÜRÜDÜ

KARA GÖZLÜ YEĞENİM, ASLANIM


Türkiye büyüklerinin! adını henüz öğrenmeyi  beceremediği ama toplumun çoktan o ismi belleğine yerleştirdiği bir değerini yolculadı.


01.01.2011 günü Hacı Bektaş Vakfı salonu birini yolculadı. Bu günün ne yolcusu nede o gün normal günlere benzemiyordu. İlk defa bu salonda bu kadar sanatçı, yaren, can ve canan bir araya gelmişti. Bir araya gelenler ne devlet destekli bir etkinlik için nede bir konser, bir yardım kampanyası için orada değildi.


Yola bizlere sormadan çıkan bir yolcu vardı yolculanacak. Bu yolcu ne sıradan bir yolun yolcusuydu, nede gittiği yol sıradan bir yoldu.


Onu uğurladılar.


Yolcu bu yolculuğa giderken” menajer” diye takıldığı benden hiç izin almamıştı, gideceği yolculuğa bilet almadan önce “başka programım var mı”  diye sormadan çıkmıştı bu yolculuğa.


Daha bir hafta önce konuşmuştum yolcuyla İstanbul’daydı. Aşure için çağırmıştım. “Emel abla; işim var herhalde yetişemem ama gelince birlikte bir şeyler yaparız“ demişti. Beni hiç kırmamıştı bu yolcu onu bildiğim için takıldım” yoksa aranız da sorun mu var*” diye “ yok biraz özel işler var gelince konuşuruz ” dedi. O özel işleri o gün için çok öğrenmeye çalışıp kurcalamadım ama neredeyse 1 senedir biliyordum . O işi ve belki de bizim camia ve yaş gurubundan ilk bana söylemişti o yolcu.


 Ve yeni yerler keşfettim demişti hiç kırmadığı “ emel ablasına”. Bu yolcu ile benim aramda veda imiş “ gelince ara” dedim ve gelince beni yolcunun yakınları aradı.


Rıza benim 24 yıl önce tanıdığım rıza nazlının eteğinden tutan, yanında filiz ve su kovası. İlker’deki  gecekondunun önündeki fotoğraf geldi gözümün önüne. Çok çalışmıştı İhsan ve nazlı onlara hiç yokluk ve sıkıntı çektirmemek için. Belki elinin altında 1 parça şey varken ondan kaç çeşit yemek çıkarmıştı küçük yaşta nazlı, boynu bükük olan, göz yazı hep hazır olan nazlı. Büyümüştü aslan olmuştu rıza, filiz, yasemin. Okullar bitmişti, Toprak vardı yaşamlarında yeni bir ışıktı. Yıllarca bana hep ana, abla gibi saygılı davranan nazlı ve kardeşim, yoldaşım ihsanın çocuklarıydı bunlar ve torunu toprak. Bu sıcak evde hiç sade çay içilmemişti mutlaka dolapta ne varsa paylaşırdı bu sıcak aile. Severlerdi acıyı da tatlıyı da paylaşmayı özellikle acıyı sıkıntıyı. Bu fotoğraftan sonra geçen yıllar hepimizi çok hızla büyüttü. Kimimizin yüreği çok derin yaralarla hızla çöktü, kimimiz de 2 Temmuzdan sonra bu çocuk olan rızaların yaşadığı travmaları hiç görmeden yaralarını sarmadan onları attık hain vahşi, acımasız dünyanın çetrefilli yollarına. Ne yapabilirdik ki bizler ne kadar toparlanmıştık ki onların hal ve hatırlarını sorabilmek için. Tam biraz dönelim şu çocuklara neler yaşadılar, onların yaralarını nasıl onarırız derken içimizden, dışımızdan bir şamar, bir yumruk daha yedik sıra bunları sormaya gelemedi.


Bu gün yolculadığımız bu yolcu kendi yolunu bağlamasıyla buldu belki de herkesten çok sevdiği yareni sazı ile paylaştı bizlerle paylamadığını. Zaten öyle değimlidir sanatçı olmak. Bu acıdan anlamayan insanoğluna anlatmaya çalışmaktansa kalem ve bağlama, fırça arkadaş olmaz mı dertleşmez mi en fazla bizlerle.


O bir bağlama virtüözü idi. Dünya ülkelerinde parmakla sayılacak kadar azdı bu yolcudan.


Çok yolcular ve çok yolculuklar gördü bu dünya ama bu YOL’DA farklıydı, bu YOLCU da bu YOLCULUKTA.


Kimseyi kırmazdı bu yolcu, kendi kırılırdı ama kırmazdı. Kırıldığında bağlamanın tınısı sert gelirdi bizlerin kulağına, dağıtırdı. Her şey birbirine girer; Yıldız dağı, Topuzlubaba adeta birlikte semah dönerdi arkasına bir sürü isimli isimsiz yolcuyu alıp. Bende katılırdım “Açılın kapılar Şaha gidelim” diyerek. Bu giden kervanın bir yolcusu olurduk tanıdık tanımadık herkes bir can olurdu.


Bu yolcu Emel ablasıyla çok şey paylaşmıştı. Paylaşılanların özelliğinden bana nasıl yakın olduğunu bilirdim bu kara gözlü ile iyi anlaşırdık. Kızdıklarını, anlamayanları, sözünün yetemediğini, kırmamak için sustuğunu çok bilirdim.


Bu yolcu başka bir yolcu idi. Az gülerdi bu yolcu. O soğuk gün 01.01.2011 günü yolcunun gülen resmini çoğaltmışlardı yakalara takmak için takamadım aslan yeğenim o resmini yakama, kimsenin yakasına da bakamadım, senin resmini diğer kaybettiklerimizin resimlerinin yanına da koyamam ki. Uzun yıllar birlikte olmak belki çok önemli derin dostluklar için. Ama en az bunun kadar önemli yaşanan günlerin sıcaklığı.


2 Temmuz alevinin içinden kurtulan bu günün yolcusu rıza aslan yeğenim, kara gözlü kuzum söylediklerin paylaştıkların geriye yarım bıraktıkların gücümüz yettiğince bitirmeye çalışacağımız birer görev bizler için. Böylesi bir görevi yaparken ananın, babanın, elifin ve belki de bir sürüsünü anlayamadığımız dostlarının hep yanında olacağım. Elifi hep arayacağım. Gidemediğim adresler var onlara geçte olsa gideceğim göreceğim. Muhtemel oralara kokun sinmiştir onu koklayıp yaşam boyu hep acılarımızı dertlerimizi paylaştığımız babana ve anana iletmeyi görev bileceğim.


01.01.2011 Karşıyaka acımasız Karşıyaka, Temmuz ayın dahi soğuk Karşıyaka yine sana bir yolcu getirip bıraktık. Bıraktıklarımızın pek çoğunun yapacak bir sürü şeyleri geride kaldı. Sevgileri, sevgilileri, bağlaması, kalemi söylediği devrim şarkıları belki gülmesi belki de ağlaması yarım kaldı. Ama 01 günü yeni yılın ilk günü bu yolcu bir sürü yapıp ta söylemediği yarım kalan şeyler in yanı sıra bir ilk yaşattı soğuk Karşıyaka’da. Meydan açıldı Karşıyaka’nın tepesinde buz gibi esen rüzğara hiç mi hiç aldırmadan esen rüzgarın dondurduğu hiç hissedilmeden meydanın ortasında kuruldu bir CEM, CEM’İ yürüttü Dertli Divani ve Cemal Şahin ağabeyimiz. Şaşırdı Karşıyaka buralarda ilk yaşanan bu yolculuk hazırlığına.


Yolda farklıydı Karşıyaka’da bu gün yolcuda sıradan değildi.


Ne çok seni anlayan varmış ey yolcu. Emel ablanla konuşmuştun ya hani,  hani düğün yapacaktık ya işte bana al sana düğün dediler. Kim yoktu ki senin düğününe katılan nerelerden yola düşüp gelmişlerdi yolculamak için seni.


“Aslanım, aslam yeğenim, kuzum seni nasıl bırakacak abların teyzelerin o Karşıyaka denilen yere. Ne çok bıraktık oralara biz canlarımızı. Rıza canım sen beni çok yaktın. Çatık kaşlım hani beni yeni yerler keşfetmiştin oralara götürecektin. Hani Elifle evlendirecektik sizi neden sözünde durmadın. Aslan yeğenim ben ihsanla nazlıyı nasıl avutacağım sazın sesini nasıl duyacağım. TRT'deki son programı izlerken programda ön sıradakileri görüntüleri görünce “vay yıllara yazık olmuş”  derken, TRT’ye mesaj yollayıp “hani Anadolu Erenlerinin Deyişleri” diye sorarken sen doğdun televizyonda güneş gibi bizi kurtardın yavrum. Program devam ederken mesaj yolladım sana " Onur kaynağımız" diye sende sizlerin yanında büyüdüm demiştim aslan yeğenim. Hani sözlerin. Yavrum çok yaktın sen çok” diye yazmıştım sayfalara. Seni bıraktık be rıza seni oraya bıraktık, bak senin orda o soğukta geçirdiğin 2. gecende bitti uyuyamıyorum. Gözlerimi kapatınca da sen varsın açıkken de. Ama bizler mecburuz dik durmaya bize dünyaya gelirken bu görev verilmiş ve demişler ki;


 “Dostlarım kardeşlerim canlarım 
Kaldırın baslarınızı 
Suçlular gibi yüzünüz yerde 
Özünüz darda durursunuz 
Kaldırın baslarınızı yukarı 
Size göz verildi gözleyin diye 
Dil verildi söyleyin diye 
Kulak verildi dinleyin diye 
El gövde de kaşınan yeri bilir 
Dert sizde derman ellerinizdedir “  yansanız da yakılsanız da size bu yakışır hele yolcunuz böyle bir yolcu ise, gidilen yol böyle bir yol ise.


Bizde aynen öyle yapacağız kimseyi sevindirmeyeceğiz, bu yolcunun eksik kalan, yarım kalan işlerini tamamlamayı onun gibi beceremeyiz ama en iyisini yapmak için çaba göstereceğiz.


 Banaz’lı İbrahim Dede’nin sağına Nazlı’yı alıp karşısına İhsan’ı oturtup söylediği nasihatları unutmayacağız. Hep inanarak söylediğim bu günlerde çok konuşulan hakkı olan olmayan herkesi ortaya laf atarak söylediği bir eğitimli dede lafının karşılığını bize 10 dakika içinde veren İbrahim dedenin bu eğitimi nereden aldığını bilmeyenlere öğretmeyi de görev sayacağım kendime.


Bu yola boş geldim doldum, hamdım pişmeye çalışıyorum.


Ve devam edeceğim nerede olursa olsun, kimin yanında olursam olayım bu yola hizmet etmeye, bu yolu daha iyi öğrenmeye ve bu güzel deyişleri dinlemeye.


“ GÜL YÜZLÜM GÜL DESTİM


 PİRİM BEN SANA KÜSTÜM,


 İNAN DEĞİL SANA KASTIM,


 CAHİLLE SOHBETİ KESTİM DOST, DOST”  demeye karar verdim.


Yolcu, toprağın bol olsun.


03.01.2011 ANKARA


Emel SUNGUR




09:33:00
01 Ekim 2014
Bu haber  323  kere okundu Yazıcıya Yolla
YORUMLAR
Bu Habere Yorumunuzu Ekleyin
İsim
E-posta
Başlık
Yorum
       Tüm alanlari doldurmaniz gerekmektedir
iletisim | Hakkımızda | Anasayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle
www.akdenizmedya.com = 0544 471 54 86